kara kaşlarına...
böyle hepsi kara gür kaşlı ama beyaz saçlı, orta yaşın üzerinden bir takım yetenekli adamlar var hepsinin ortak noktası sinemayla uğraşıyor olmaları...

şener şen

martin scorsese

hayao miyazaki

krzyzstof kieslowski

christopher lee

nuri sesigüzel; sesi de güzel evet ama sinemaya el atmışlığı da vardır (hatice arkidişime teşekkür ederim hatırlattığı için)...
hot chip
"elektronik altyapılı müzik" hakkındaki önyargılı fikirlerimi altüst eden gruplardan biri daha.
the warning albümünü dinledim ve sevdim. özellikle
colours şarkısını, sanki azcuk
stereolab etkisi var bu şarkıda ya da bana öyle geldi bilmiyorum. çünkü grubu, bir dergide stereolab solisti
laetitia sadier'le yapılan röportajı okuduktan sonra dinlemeye karar verdim. laetitia'nın dinlemeyi ve izlemeyi sevdiği bir grupmuş. ayrıcana pek çok yerde sahne performanslarının oldukça iyi ve "komik" olduğunu da okudum.
http://www.myspace.com/hotchiphttp://www.hotchip.co.uk/site/sonra dedektif kişiliğim bir kaç ipucu ele geçirerek stereolab ve hot chip arasında bir paralellik daha kurmayı başardı. halbuki alakaları yoktur beaah...
İPUCU
işte stereolab'ın son albümü "fab four suture"un kapağı bu...

veee bu da hot chip'in son albümü "the warning"in kapağı..
dan brown'lar, ömer çelakıl'lar halt etmiş benim yanımda be. anladın sen anladın...
edit: burcu'dan (adminim o sebeple dank diye girebilirim yazdığınız şeylere:P)
ben bu benzer albüm kapaklarını görünce böle bi site vardı alakalı onu söyliyim dedim
http://www.knockoffproject.com/ya bu hot chip 'in
over and over şarkısının klibini izledim biliyorum tatlı bir şarkı. ben de fisherspooner 'a benzettim hatta bu şarkı kimin diye düşünsem onu derdim direk. ayrıca nesliyan hayrola sen böle elektronik şeyler dinlemesdin : )
her konuyu cure'e bağlayabilirim!
Evet bujucum,
"Birbirine benzeyen şarkılar" konusunu da The Cure'e bağlıycam şimdi. Cure'ün başka gruplara benzeyen ya da başka grupların Cure'e benzeyen şarkıları vardır. Ama Cure şarkıları kendi içinde de çok fazla benzerlik gösterir.
Ben de o benzerlikleri çok seviyorum.
İlk aklıma gelenler (Bu konuda buju'nun da katkılarını bekliyorum):
Let's go to bed ve
The baby screams'deki synth'ler ve bas,
How beautiful you are ve
Love song'daki baslar,
Burn'ün tam ortasındaki gitar solosuyla
The loudest sound'un girişi,
Hot hot hot! ve
Why can't I be you (vokal kısmındaki melodi),
Fascination street ve
Lullaby (vokal kısmındaki melodi),
Lets go to bed ve
Faith (vokal kısmındaki melodi),
Close to me ve
Push ( hani üç vuruşluk bi nota varya close to me'de çok şirin kullanılmış, push'ta ise gaza getirici bi hava verilmiş).daha da kassam bulurum, çünkü manyağım :P
Birbirlerine Benzeyen Şarkılar!
biz
metric ile
vega aralarında tıpkıya yakın benzeyişler bulduk. (tamam tamam sen buldun nesliyan.) şöyle ki mesela bir tane açtığımızda şu şarkıyı
combat baby [albüm: Old World Underground, Where Are You Now?] başlangıcı ile vega'nın
hafif müzik şarkısının başlangıcı pek bir aynı. hadi neyse hazır ses kullanmışlar diyelim.. ondan sonracığıma bu gene nesliyan'ın bulduğu bişii.. gene aynı metric albümünden mütiş şarkı
dead disco'nun yaklaşık 1.24. zamanından itibaren giren gitarlar vega'nın gene mütiş şarkısı
aşk başlar'ın gitarlarını birazcık andırıyor. ama cardigans'ın favourite game'ini de andırıyormuş. evet öyle düşününce de onu da andırıyor.
dead disco'nun 14. saniyesinden sonra giren müzik de cure'un
a forest'ının birascık değişiği gibi geldi bana: )
nesliyan steven smith'i kavırlıcaz ben ezberledim şarkıyı ikimiz de söleriz ama enstrümanları kim çalcak
rosebud
bucu dün uğraşıp çok güzel bi blog tasarımı yapmış:http://jujubuju.blogspot.comşu "çocukluğa özlem", "çocukluğa dönüş" geyiğinden kurtulup ta ne zaman "büyüdüğünü kabullenme" geyiğine başlayabilcem bilmiyorum. zaten başlamış olsaydım bile dün gece keşfettiğim şu blog sayesinde yeniden en başa dönebilirdim ki ben zaten hep ordayım :)
buyrun siz de dönün: çocukluğumuzun çizgifilmleribu blog, aynı zamanda uzun süredir benim için muamma olan kendimle ilgili bir olayı açıklığa kavuşturmuş ta oldu. Yıllardır ilginç bir şekilde, Fransız'ların yaptığı şeylere ilgi duymuşumdur. Sinema ve müzik alanında daha çok... Ama bi türlü de anlam verememiştim bu zevkime. Hani Fransızlara özgü o incelik, zerafet desen bende yoktur, "kanımda bir Fransızlık mı var?" diye düşünsem. Ondan sonraaa Türkiye'nin Antakya denilen ve belki de en kaba insanlarının yaşadığı bir yerde doğup büyüdüm. Belki bir ihtimal, Antakya, 1.Dünya Savaşı'nda Fransızların işgal ettiği topraklara giriyordu. Ordan bir bağlantı olabilir. Ama o da zayıf bir ihtimal. Ve dün akşam bu blogu keşfedince nihayet olayı çözdüm. Büyüdüğümüzde alışkanlıklarımızın, zevklerimizin şekillenmesinde rol oynayan şeylerin çoğu, çocukluğumuzda bilinçaltımıza yerleşmiş olanlardır. Şöyle bir baktım; benim sevdiğim bütün çizgifilmler Fransız yapımıymış ve hepsinin müzüklerini de çok seviyormuşum.
Kayıp Dünyalar - Les Mondes Engloutisspartacus, arcana, arcadia gibi kelimeler beynimde uçuşuyorlar ama onları biraraya getirip te nasıl bir çizgifilm olduğunu bir türlü hatırlayamıyorum. ama mesela açılış jeneriğindei punk korsanların dansını http://www.hemenpaylas.com/download/689643/mondes2.mpg.html ya da kapanıştaki harika ve de hüzünlü şarkısınıhttp://www.hemenpaylas.com/download/521111/Mondes.mp3.htmlsanki dünmüş gibi hatırlıyorum. en az clementine kadar etkileyiciydi bu çizgi film de...
Clementineeh artık sağır sultan bile duymuştur, clementine'in 80'lerde çocukluğunu yaşamış olan neslin üzerindeki psikolojik etkilerinin ne kadar önemli olduğunu. en çok clementine'in tekerlekli sandalyeye mahkum olması üzerdi beni. hep bacaklarının düzelmesini beklemiştim, ama düzelmemişti :(http://www.hemenpaylas.com/download/519733/Clementine.mp3.html burda şarkısı var.
Pepen'in balonu - la bulle de pepinheh, işte bu da fransız. bunu da çok severdim. uykudan önce programının içinde yayınlanırdı. aslında bu çizgi film diildi animasyondu ve teeee o tarihlerde nasıl yapmışlardı böyle güzel bişiyi hala merak ederim. üzüntü ve muz kabuğu... fıyk...http://rapidshare.de/files/20415887/Franc__ois_de_Roubaix_-_La_bulle_de_Pepin.mp3.html çok güzel şarkısı burda.
vücudumuzu tanıyalım - il etait une fois la vie işte bunu da çok severdim. biyolojiyi sevdiren çizgi film. fransızmış bu da...
şekerpembe - orjinal adını bulamadımbu da fransızdı işte. hatta bizim orda arap kanalları çıkardı. ben bi de üstüne arap kanalında da izlerdim bu çizgifilmi. orda şekerpembeye maymune derlerdi ne alaka ya.. dinazor, balık karışımı tuhaf bi yaratıktı o bi kere...açılış vidyosu http://www.hemenpaylas.com/download/585690/pembe.mpg.html...
ve son olarak
yakari - yakari işteçok emin olmamakla birlikte bu çizgi filmin de fransız olduğu konusunda şüphelerim var. aslında dünyanın en bayık en sıkıcı çizgi filmiymiş gibi gelirdi o zamanlar bana. ama gene de izlemekten alıkoyamazdım kendimi. psikolojimde derin tahribatlara yol açtığını sanıyorum ve bugün david lynch seviyorsam bunun en önemli nedenlerinden biri yakari'yi izlemiş olmamdır.http://www.hemenpaylas.com/download/520733/Yakari.mp3.html jenerik şarkısı.böle işte...