5.14.2006

rosebud

bucu dün uğraşıp çok güzel bi blog tasarımı yapmış:
http://jujubuju.blogspot.com

şu "çocukluğa özlem", "çocukluğa dönüş" geyiğinden kurtulup ta ne zaman "büyüdüğünü kabullenme" geyiğine başlayabilcem bilmiyorum. zaten başlamış olsaydım bile dün gece keşfettiğim şu blog sayesinde yeniden en başa dönebilirdim ki ben zaten hep ordayım :)

buyrun siz de dönün: çocukluğumuzun çizgifilmleri

bu blog, aynı zamanda uzun süredir benim için muamma olan kendimle ilgili bir olayı açıklığa kavuşturmuş ta oldu. Yıllardır ilginç bir şekilde, Fransız'ların yaptığı şeylere ilgi duymuşumdur. Sinema ve müzik alanında daha çok... Ama bi türlü de anlam verememiştim bu zevkime. Hani Fransızlara özgü o incelik, zerafet desen bende yoktur, "kanımda bir Fransızlık mı var?" diye düşünsem. Ondan sonraaa Türkiye'nin Antakya denilen ve belki de en kaba insanlarının yaşadığı bir yerde doğup büyüdüm. Belki bir ihtimal, Antakya, 1.Dünya Savaşı'nda Fransızların işgal ettiği topraklara giriyordu. Ordan bir bağlantı olabilir. Ama o da zayıf bir ihtimal. Ve dün akşam bu blogu keşfedince nihayet olayı çözdüm. Büyüdüğümüzde alışkanlıklarımızın, zevklerimizin şekillenmesinde rol oynayan şeylerin çoğu, çocukluğumuzda bilinçaltımıza yerleşmiş olanlardır. Şöyle bir baktım; benim sevdiğim bütün çizgifilmler Fransız yapımıymış ve hepsinin müzüklerini de çok seviyormuşum.

Kayıp Dünyalar - Les Mondes Engloutis
spartacus, arcana, arcadia gibi kelimeler beynimde uçuşuyorlar ama onları biraraya getirip te nasıl bir çizgifilm olduğunu bir türlü hatırlayamıyorum. ama mesela açılış jeneriğindei punk korsanların dansını http://www.hemenpaylas.com/download/689643/mondes2.mpg.html
ya da kapanıştaki harika ve de hüzünlü şarkısını
http://www.hemenpaylas.com/download/521111/Mondes.mp3.html
sanki dünmüş gibi hatırlıyorum. en az clementine kadar etkileyiciydi bu çizgi film de...

Clementine
eh artık sağır sultan bile duymuştur, clementine'in 80'lerde çocukluğunu yaşamış olan neslin üzerindeki psikolojik etkilerinin ne kadar önemli olduğunu. en çok clementine'in tekerlekli sandalyeye mahkum olması üzerdi beni. hep bacaklarının düzelmesini beklemiştim, ama düzelmemişti :(
http://www.hemenpaylas.com/download/519733/Clementine.mp3.html burda şarkısı var.

Pepen'in balonu - la bulle de pepin
heh, işte bu da fransız. bunu da çok severdim. uykudan önce programının içinde yayınlanırdı. aslında bu çizgi film diildi animasyondu ve teeee o tarihlerde nasıl yapmışlardı böyle güzel bişiyi hala merak ederim. üzüntü ve muz kabuğu... fıyk...
http://rapidshare.de/files/20415887/Franc__ois_de_Roubaix_-_La_bulle_de_Pepin.mp3.html çok güzel şarkısı burda.

vücudumuzu tanıyalım - il etait une fois la vie
işte bunu da çok severdim. biyolojiyi sevdiren çizgi film. fransızmış bu da...

şekerpembe - orjinal adını bulamadım
bu da fransızdı işte. hatta bizim orda arap kanalları çıkardı. ben bi de üstüne arap kanalında da izlerdim bu çizgifilmi. orda şekerpembeye maymune derlerdi ne alaka ya.. dinazor, balık karışımı tuhaf bi yaratıktı o bi kere...
açılış vidyosu http://www.hemenpaylas.com/download/585690/pembe.mpg.html...

ve son olarak
yakari - yakari işte
çok emin olmamakla birlikte bu çizgi filmin de fransız olduğu konusunda şüphelerim var. aslında dünyanın en bayık en sıkıcı çizgi filmiymiş gibi gelirdi o zamanlar bana. ama gene de izlemekten alıkoyamazdım kendimi. psikolojimde derin tahribatlara yol açtığını sanıyorum ve bugün david lynch seviyorsam bunun en önemli nedenlerinden biri yakari'yi izlemiş olmamdır.
http://www.hemenpaylas.com/download/520733/Yakari.mp3.html jenerik şarkısı.

böle işte...

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home